Gündelik hayatta herkes, kendisini rahatsız edecek ve yaşam kalitesini düşürecek nitelikte gürültüye maruz kalmıştır. Gürültünün bir kabahat olarak düzenlenmesi ile işte tam da bu soruna bir çözüm bulunması amaçlanmıştır. Böylece kişilerin huzurlu ve sakin bir çevrede yaşama haklarının ihlal edilmemesi sağlanabilecektir. 

Gürültü, bir kabahat olarak Kabahatler Kanunu m. 36’da düzenlendiği gibi, gürültü ile düzenlemeler sadece Kabahatler Kanunu ile sınırlı değildir.

Bu çalışmada gürültü kabahatinin özellikleri anlatılmaya çalışılacak ve mevzuatta gürültü ile ilgili düzenlemelere kısaca değinilecektir.

  1. KABAHAT VE GÜRÜLTÜ KAVRAMLARININ TANIMI VE GÜRÜLTÜNÜN ÖZELLİKLERİ

Ceza hukukunda tipe uygun, hukuka aykırı bir hareket gerçekleştirildiğinde suç oluşur. Eğer tipe uygun ve hukuka aykırı hareket failin kusurlu bir eylemi neticesinde gerçekleşmişse ve cezalandırılmaya engel bir durum mevcut değil ise kişi hakkında cezai yaptırıma başvurulur.

Kabahat, her ne kadar suç olmasa da tipe uygun ve hukuka aykırı bir hareket neticesinde gerçekleşir. Bu hareketlerinde kusurlu olan kişiye idari yaptırım uygulanacaktır. İdari yaptırımdan kasıt ise idari para cezası veya idari tedbirlerden ibarettir.

Gürültünün sözlükte aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü olarak tanımlansa da, kabahat olan gürültü sadece aralarında uyum bulunmayan ses bütünü olarak düşünülemez. Kaldı ki bir piyanistin, gece yarısı çoğu kişinin uyuduğu bir saatte Chopin’den bir noktürn çalması da gürültü olarak nitelendirilebilecektir. Kabahatler Kanunu m. 36’da gürültü kabahatininin oluşabilmesi için gürültü neticesine başkalarının huzur ve sükununun bozulması koşulunun gerçekleşmesinin aramaktadır.

  1. GÜRÜLTÜ KABAHATİNİN, KABAHATLER KANUNU ÇERÇEVESİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ
  1. YER ve KİŞİ BAKIMINDAN UYGULAMA 

Yer bakımından uygulama KK m. 6’da düzenlenmiş olup, “5237 sayılı Türk Ceza Kanununun yer bakımından uygulamaya ilişkin 8 inci maddesi hükümleri, kabahatler bakımından da uygulanır. Ancak, kanunlarda aksine hüküm bulunan haller saklıdır.” denilmiştir. Buradan çıkarılacak sonuç gürültünün gerçekleştiği yer TCK kapsamında Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer alıyorsa fail gürültü kabahatinden sorumlu tutulacaktır. Kaldı ki gürültünün düzenlendiği maddede aksi bir hüküm yoktur.

Kabahatler Kanunu, kişi bakımından uygulama bakımından, kabahat teşkil eden bir fiili gerçekleştiren herkese, Türk vatandaşı veya yabancı olduğuna bakılmaksızın, kural olarak uygulanır. Bu noktada, gürültü kabahatine neden olan kişi ister Türk, ister yabancı olsun idari yaptırım ile karşı karşıya kalacaktır.

  1. GÜRÜLTÜ KABAHATİNİN UNSURLARI

Gürültü kabahatinin oluşması için:

Tipiklik (Tipikliğin objektif nitelikli unsurları: fail, mağdur, hareket, netice, hareket

ile netice arasında nedensellik bağı; tipikliğin subjektif unsurları: kast ve taksir),

Hukuka aykırılık,

Kusur

olmak üzere üç unsurun gerçekleşmesi gerektiğini söylemek mümkündür. Bu aşamada gürültü kabahatinin bu unsurlarını incelemek gerektiği kanaatindeyim.

 

  1. TİPİKLİK

a.Tipikliğin Objektif Unsurları

  1. m. 36/1’de gürültü kabahatinin tanımı yapılırken, “Başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültüye neden olan kişi…”ye idari para cezası verileceği düzenlenmiştir.

Söz konusu kabahat, tipiklik açısından değerlendirildiğinde; fail, gerçekleştirdiği hareket ile mağdurun huzur ve sükununu bozmalıdır. Elbette burada bahsedilen “huzur ve sükun” kavramı muğlak olup kişiden kişiye değişebilecektir. Ancak kanununkoyucunun hangi durumların huzur ve sükunu bozacağını belirtmesi imkansızdır. Bu durumda hayatın olağan akışına aykırı bir biçimde, özellikle de birlikte yaşamın zorunlu olduğu yerlerde gerçekleştirilen gürültülü eylemler neticesinde huzur ve sükunun bozulabileceği kabul edilebilecektir. Bu şartı gerçekleştiren kişi tipikliğin objektif unsurlarını gerçekleştirmiş olur.

Gürültüye sebep olan hareket tiplerinin türleri gösterilecek olursa:

Gürültüye neden olma kabahati icrai bir hareketle işlenebilmektedir. Gürültü kabahatinin icrai bir şekilde gerçekleştirilmesine örnek olarak, elektro gitaristin amfiyi yüksek seste tutarak gitar çalması gösterilebilir.

Ayrıca bu kabahat ihmali hareketle de işlenebilmektedir. İhmali kabahatlerde kişinin kişinin aktif olarak yerine getirmesi gereken davranışları yerine getirmemesi söz konusudur. Kişinin aktif olarak hareket etme yükümlülüğü kişinin garantör vasfını taşımasından gelmektedir. Gürültünün ihmali davranışla işlenmesine örnek olarak, başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültü yapan çocuklarını engelleme hususunda hiçbir girişimde bulunmayan ebeveynler veya köpeğinin yüksek sesle havlamasını ve ulumasını durdurmayan köpek sahipleri KK m. 36’da düzenlenen icrai hareketle işlenebilen kabahat tipini garanti yükümlülüklerinden dolayı ihmali hareketleriyle gerçekleştirmişlerdir

Gürültü serbest hareketli bir suçtur. Kanunkoyucu hareketin gerçekleştiriliş tarzına bir sınırlama koymamıştır. Fail herhangi bir hareketiyle kanundaki tanımı yerine getirebilecektir.

Gürültü tek hareketli bir kabahattir. Çünkü kabahatin gerçekleşmesinin kaderi başka harekete bağlı değildir.

Gürültü aniden ortaya çıkabileceği gibi (örneğin ses bombası patlatmak), mütemadi de olabilir (örneğin toplu yaşam alanında son ses müzik çalınması).

Gürültü sırf hareket kabahatidir. Yani hukuka aykırı hareketin yapılması ile tipikliğin gerçekleşmesi eş zamanlıdır. Kabahatin gerçekleşmesi için başkaca bir netice aranmamaktadır.

  1. TİPİKLİĞİN SUBJEKTİF UNSURLARI

Gürültü kabahatinin oluşabilmesi için failin, tipikliğin subjektif unsurları olan kast veya taksiri ile hareket etmesi gerekmektedir. KK. m. 9, “ Kabahatler, kanunda açıkça hüküm bulunmayan hallerde, hem kasten hem de taksirle işlenebilir.”  demektedir. Gürültünün kast ile gerçekleştirilebileceğinde şüphe yoktur. Ancak gürültü taksirle de gerçekleştirilebilir. Örneğin, gece yarısı kalabalık bir yerleşim yerinde, havai fişek atılmasını gerektirecek bir durum yokken, havai fişekleri gözetmekle yükümlü kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak o esnada sigara içerek havai fişeklerin ateşlenmesine ve gürültü çıkarmalarına sebep olursa, failin taksirle gürültü kabahatini gerçekleştirdiği söylenebilir.

  1. HUKUKA AYKIRILIK

Suçlarda olduğu gibi kabahatlerde de tipikliğin gerçekleşmesi esasen hukuka aykırılığa bir karine teşkil etmektedir. Eğer ki gürültünün gerçekleştirildiği sırada TCK’da sayılı hukuka uygunluk sebeplerinden biri yoksa fiil hukuka aykırı olacaktır. 

  1. KUSUR

Anlama, isteme ve bilme yeteneğine sahip olmayan kişinin kusur yeteneğinden bahsedilemez. Kusur yeteneği, kişinin eylemi işlediği sırada sahip bulunması gereken kişisel niteliklerin bütünüdür. Kısaca kişi gerçekleştirdiği eylem neticesinde kınanabiliyorsa kusurludur. Belirtmek gerekir ki, Kabahatler Kanunu m. 11’e göre gürültü kabahatini gerçekleştiren kişinin 15 yaşından küçük olması halinde kusurlu olmadığı kabul edilmektedir. Ayrıca maddenin devamında belirtildiği üzere, “Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişi hakkında” da gürültü sebebiyle idari para cezası verilemeyecektir. 

  1. Gürültü neticesinde uygulanacak idari yaptırım

Gürültü kabahatinin gerçekleştirilmesi durumunda kişiye idari para cezası verilecektir. 

KK m. 36’da bu husus ilk iki fıkrada düzenlenmiş olup, ilk fıkrada, “Başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültüye neden olan kişiye, elli Türk Lirası idarî para cezası verilir.”; ikinci fıkrada ise, “ Bu fiilin bir ticarî işletmenin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde işletme sahibi gerçek veya tüzel kişiye bin Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.” denilmiştir. İkinci fıkraya örnek olarak düğün salonlarının gece geç saatlere kadar kişilerin huzur ve sükununu bozacak biçimde yüksek desibel seviyelerinde ses oluşturması gösterilebilir.

diğer kanunlar

  1. Teşebbüs
  1. m. 13’te düzenlenen teşbbüs maddesine göre, “Kabahate teşebbüs cezalandırılmaz. Ancak, teşebbüsün de cezalandırılabileceğine dair ilgili kanunda hüküm bulunan haller saklıdır.” denildiğinden ve gürültü kabahatinin düzenlendiği madde metinlerinde teşebbüsün dahi cezalandırılabileceğine dair bir hükme yer verilmediğinden, gürültüye neden olmaya teşebbüs cezalandırılamayacaktır.
  1. İŞTİRAK

Suçlardan farklı olarak kabahat fiiline iştirak eden kişilerin her biri hakkında iştirak şekline bakılmaksızın idari para cezası verilir. Buradan çıkan sonuç gürültü kabahatini iştirak halinde gerçekleştiren kişilerin her birine ayrı ayrı idari para cezası verilecektir.

Bu açıdan bakıldığında, somut olayda gürültüye sebep olan birden fazla kişi var ise iştirak şekline bakılmaksızın tümü hakkında idari para cezası uygulanabilecektir.

  1. İçtima

KK m. 15’kapsamında gürültü kabahati değerlendirildiğinde Bir fiil ile birden fazla kabahatin işlenmesi halinde bu kabahatlere ilişkin tanımlarda sadece idarî para cezası öngörülmüşse, en ağır idarî para cezası verilecektir. Örneğin hurdacının megafon kullanarak ve çevredeki insanların huzur ve sükunu bozacak bir biçimde hurda eşyaları istemesi hem KK m. 36’da düzenlenen “gürültü” kabahatine hem de KK m. 37’de düzenlenen “rahatsız etme” kabahatine sebebiyet verebilecektir. Bu durumda iki kabahatin de yaptırımı Kabahatler Kanunu’na göre 50 TL idari para cezası olduğu için fail sadece 50 TL ceza ödemek zorunda kalacaktır.

Bir fiil ile birden fazla oluşan kabahatlerle ilgili olarak kanunda idarî para cezasından başka idarî yaptırımlar da öngörülmüş ise, bu yaptırımların her birinin uygulanmasına karar verilecek, yani gerçek içtima uygulanacaktır. Yani gürültü ile idari para cezasından başkaca bir yaptırım öngören kabahat birlikte gerçekleştiğinde hem gürültü hem de diğer kabahat yaptırımı uygulanacaktır.

Aynı kabahatin birden fazla işlenmesi halinde her bir kabahatle ilgili olarak ayrı ayrı idarî para cezası verilir. Kesintisiz fiille işlenebilen kabahatlerde, bu nedenle idarî yaptırım kararı verilinceye kadar fiil tek sayılır. Gürültü kabahatinin birden fazla kez oluşabilmesi için gürültünün ortaya çıktığı ilk an ile arasında belli bir zaman geçmesi gerekmektedir. Örneğin, yüksek sesle dinlenen müziğin belli bölümlerinde sessizlik olabileceğinden oluşan gürültünün birden fazla kez gerçekleştiği değerlendirilmesinin yapılması doğru olmayacaktır.

Ayrıca bir fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmış ise, sadece suçtan dolayı yaptırım uygulanabilir. Ancak, suçtan dolayı yaptırım uygulanamayan hallerde kabahat dolayısıyla yaptırım uygulanır. Örneğin 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu m. 123’te “kişilerin huzur ve sükununu bozma”, aynı kanunun 183. maddesinde ise “gürültüye neden olma” suçu düzenlenmiştir. Bu suçlar oluştuğunda ve fail cezalandırıldığında, ayrıca kabahat yaptırımına başvurulamayacaktır.

  1. Hata

Hata Madde 10- (1) Türk Ceza Kanununun hata hallerine ilişkin hükümleri, ancak kasten işlenen kabahatler bakımından uygulanır. Gürültü kabahati taksirle de işlenebileceğinden

fail cezalandırılır. Ayrıca ceza sorumluluğunu azaltan nedenler, kabahatler için kabul edilmediğinden bunlardaki hatanın da kabahatler açısından uygulanabilir olmadığı belirtilmektedir

  1. Zamanaşımı

KK’de zamanaşımı süreleri soruşturma zamanaşımı ve yerine getirme zamanaşımı olmak üzere iki çeşittir. Bu süreler idari para cezalarının miktarına göre farklı zaman aralıklarını kapsamaktadır. Soruşturma zamanaşımının dolması halinde kabahatten dolayı kişi hakkında idari para cezası kararı verilemezken; yerine getirme zamanaşımının dolması halinde ise idarî para cezasına veya mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar artık yerine getirilemez.

Ancak şu hususun göz ardı edilmemesi gerektiği kanaatindeyim. Gürültü ortaya çıktıktan sonra, özellikle de bu gürültü tek seferlikse, soruşturmanın nasıl yapılacağı muallaktır.

İ. Mülkiyetin Kamuya Geçirilmesi

Gürültü kabahatine neden olan eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesinin mümkün olup olmadığı hususu akla gelebilmektedir. KK. m. 18’de mülkiyetin kamuya geçirilmesi düzenlenmiş ve, “Kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine, ancak kanunda açık hüküm bulunan hallerde karar verilebilir.” denilmiştir. Bu açıdan bakıldığında KK m. 36’da mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Bu sebeple gürültüye neden olan eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesi mümkün değildir.

III. Kabahatler kanunu dışında gürültü ile ilgili düzenlemelerin yer aldığı yerler

Mevzuatımızda gürültü ile ilgili düzenleme sadece Kabahatler Kanunu m. 36’dan ibaret değildir. Örneğin 5237 S. TCK’da,  2872 Sayılı Çevre Kanunu’nda , 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda da gürültü ile ilgili düzenlemeler mevcuttur.

Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği bu noktada çok önemlidir. Yönetmelik Çevre Kanunu’nun 14. maddesinin içeriğinin doldurulması için hazırlanmıştır. Yönetmeliğin 1. maddesinde, “Bu Yönetmeliğin amacı çevresel gürültüye maruz kalınması sonucu kişilerin huzur ve sükûnunun, beden ve ruh sağlığının bozulmaması için gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamak ve kademeli olarak uygulamaya konulmak üzere; değerlendirme yöntemleri kullanılarak çevresel gürültüye maruz kalma seviyelerinin, hazırlanacak gürültü haritaları, akustik rapor ve çevresel gürültü seviyesi değerlendirme raporu ile belirlenmesi, çevresel gürültü ve etkileri hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi, gürültü haritaları, akustik rapor ve çevresel gürültü seviyesi değerlendirme raporu sonuçları esas alınarak; özellikle çevresel gürültüye maruz kalma seviyelerinin insan sağlığı üzerinde zararlı etkilere sebep olabileceği ve çevresel gürültü kalitesini korumanın gerekli olduğu yerlerde, gürültüyü önleme ve azaltmaya yönelik eylem planlarının hazırlanması ve bu planların uygulanması ile ilgili usul ve esasları belirlemektir.” denilmiştir. 

Bu açıdan söz konusu yönetmeliğin gürültü kabahatinin oluştuğunun tespitinde ve nihayetinde gürültünün idari para cezasına layık olup olmadığının belirlenmesinde büyük bir önem arz ettiği söylenebilir. Ayrıca söz konusu yönetmeliğin tanımlar başlığı altında gürültü, ses ve gürültünün ölçülmesi için kullanılan yöntemler de tanımlanmıştır.

  1. idari yaptırıma karar verme makamları (TÜM KANUN VE YÖNETMELİKLERE BAKINCA)
  2. m. 36/3’e göre, gürültü kabahati dolayısıyla idarî para cezası verilmesine kolluk veya belediye zabıta görevlileri tarafından karar verilir. Bu noktada PvSK m. 14 ve Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu m. 3/B,1-f’deki düzenlemelere göre bu kanunlara tabi kişilerin gürültüyü önleme görevleri vardır.

Çevre Kanunu’na göre gürültü neticesinde uygulanacak idari cezalarda yetkili olanlar m. 24’te gösterilmiştir ve “Bu Kanunda öngörülen idarî yaptırım kararlarını verme yetkisi Bakanlığa aittir. Bu yetki, 12 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisinin devredildiği kurum ve merciler tarafından da kullanılır. Bu Kanunda öngörülen idarî yaptırım kararları Bakanlık merkez teşkilâtında genel müdürler, taşra teşkilâtında çevre ve şehircilik il müdürlerince verilir.” denilmiştir.

  1. GÜRÜLTÜ NEDENİYLE UYGULANAN İDARİ YAPTIRIMA KARŞI YARGI YOLU
  2. Kabahatler Kanunu Açısından Durumun Değerlendirilmesi

Kabahatler Kanunu’nun dördüncü bölümünde “karar verme yetkisi ve kanun yolları” gösterilmiştir. KK m. 22 vd’na göre, gürültü neticesinde uygulanan idari yaptırım kişiye tebliğ edilir ve bu tebligatta ayrıca karara karşı gidilebilecek kanun yolları da gösterilir. Kabahatler K. m. 36’da gürültü kabahatinin yaptırımı idari para cezası olarak öngörülmüştür. Bu sebeple idari para cezasına karşı fail, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde sulh ceza hakimliğine başvurmayan fail hakkında verilen idari yaptırım kararı kesinleşir. 

Mahkemenin verdiği son karara karşı, Ceza Muhakemesi Kanununa göre itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihten itibaren en geç yedi gün içinde yapılır.

  1. Çevre Kanunu ve Bu Kanunla Bağlantılı Mevzuata Göre Durumun Değerlendirilmesi

2872 Sayılı Çevre Kanun ve bağlantılı mevzuatında yer alan gürültü ile ilgili düzenlemeler 5326 Sayılı Kanun’a göre özel kanun (lex specialis) niteliği taşıdığından, Çevre Kanunu’n’a göre verilebilecek idarî yaptırımlara karşı tebliğden itibaren 30 gün içerisinde idare mahkemesinde dava açılabilir.

KAYNAKÇA

OTACI Cengiz, KESKİN İbrahim, Türk KAbahatler Hukuku, Adalet Yayınevi, Ankara, 2010

KANGAL Zeynel T., Kabahatler Hukuku, On İki LEvha Yayıncılık, İstanbul, 2019

ÖZBEK Veli Özer, KANBUR Nihat, BACAKSIZ Pınar, DOĞAN Koray, TEPE

İlker, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınları, Ankara, 2010

ÖZBEK Veli Özer, KANBUR Nihat, BACAKSIZ Pınar, DOĞAN Koray, TEPE

İlker, Açıklamalı Şematik Pratik Çalışma Kitabı Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınları, Ankara, 2010

SÖZÜER Adem, Türk Ceza Hukuku MEvzuatı, Alfa Yayıncılık, 2015, İstanbul

https://www.emsal.co/gurultu-yapma-veya-gurultuye-neden-olma-idari-yaptirim/

www.tdk.gov.tr 

https://www.mevzuat.gov.tr 

Tags:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.